aşk...

Aşk...

Aşk...

 

“Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar…”

 

 

Kim bu beklenen? Kim bu kadar bekleten?
Bir sevgili… Kadın için erkek; erkek için bir kadın… Yâr…

“Aşk bir uçurumdan düşmek gibidir..
O yüzden sevgiliye yâr denilir..”

 

 

Peki aşk?
Üç harfli bir kelime… Ama henüz bir kitabın içine sığdırabilen olamamış bu üç harfli kelimeyi…
Şiirler, biz anlatabiliriz demişler... Ya anlayan çıkmamış ya da gücü yetmemiş kelimelerin…

 

 

“Her ne var dünyada şerh eyler kalem;
Aşkı anlat derseniz çatlar o dem.
Aşkı tefsir et desek aciz beşer;
Aşkı tefsir etse ancak aşk eder.”

 

 

Ahir zamanda yaşamanın en çetin sınavlarından birisi de hiç şüphesiz kadın-erkek ilişkileri. Bu konuda verilen fetvalar gayet açık. Haram-helal dairesi net çizgilerle belirlenmiş. Fakat şeytan ve nefis, adeta kendi aralarında yarışırcasına, bizlerin bu kalın hatlarla çizilmiş çizgileri görmememiz için ellerinden geleni yapıyorlar.
Ahir zamanda genç olmak; bardağın boş tarafıyla bakıldığında zulüm, dolu tarafıyla bakıldığında rahmet…

 

 

Nefis sevilmeyi istiyor, ilgi görmeyi bekliyor... Şeytan, nefsin bu arzularını gerçekleştirmek için fırsatlar çıkarıyor karşısına… Ve insan aldanıyor…
Aldanabiliriz elbet… Ama aldandığımızın farkında olmalıyız ve tövbe kapılarına koşmalıyız.

 


Farkına varmalıyız ardından; yirmi dört saat hangi sevgiliye ulaşabilirim? Hangi sevgili istediğim anda bana benden daha yakın olabilir? Hangi sevgili beni benden daha çok sevip düşünebilir? Hangi sevgili bana istediğim her şeyi ama her şeyi verebilir? Hangi sevgiliden kaybettiğim ayakkabı bağımı isteyebilirim?

 


 Hiçbir beşer size bunları verebileceğinin, bu imkanları sağlayabileceğinin garantisini veremez. Bir yerde tıkanır kalır, yetemez. Beşer size sadece yoldaş olabilir, sevgili değil.

 

 

"Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar.."

 

 

Ve insan aldandığının farkındadır. Kays iken Mecnun olur...

 

 

Belki mecnun olamayacağız, belki bu kadar derinden hissedemeyeceğiz ilahi aşkı; ama en azından düşmüşsek bu aşka; Şirin’e kavuşmak için, Ferhat olup dağları delip sulara kavuşturalım susuz yerleri… Temizleyelim içinden irin akan çeşmeleri… Pervasızca harcamayalım, tüketmeyelim ilahı aşkın bir parçası olan beşeri aşkı…
Hakkını verebilelim... Allah için sevebilelim…


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !