Kisra'nın Bilezikleri

 

 
 
Her doğan günle birlikte Rabbimiz yeni fırsatlar sunuyor hepimize..
 
Her gün yeni bir başlangıç, yeni bir umut...
 
Umutsuzluk yok asla..
 
Farketmiyoruz ama ne yazık ki..

Dinimiz aksiyon dini, pasif, tembel olan bizleriz maalesef!

Rahman Sûresi 29’a bakın ne diyor; “O her gün bir işdedir.”

Rahman’ın mesajı bellidir;

Hep dipdiri, hep umutlarla, hep ufka nazar etmeli müslüman..
 
En zor şartlarda bile yıkılıp kalmamak, hiç yılmamak,

Tökezlese, düşse de ânında kalkmak!..

Hep "daha! " hep “ileri!” diyebilmek..
 
Bir yol olmuyorsa başka yollar denemek,

Geçmişe, geçmişte kalan hatalara, sıkıntılara, olumsuzluklara, hayal kırıklıklarına, elden kaçan fırsatlara takılıp kalmamak..
 
Her yeni günü, her nefesi hatta, fırsat bilmek..
 
Son nefese kadar yürekleri hiç eskitmemek.

 
Dün sohbette hocanız Süraka'yı anlatırken aynı gerçeği vurguladı yine..Bu vesileyle kısaca anlatmak istiyorum efendim:
 
Hani hatırlayacaksınız Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, hicret vakti Süraka'ya, yerini söylememesi karşılığında Kisra'nın bileziklerini vaadetmişti!
 
Hem de o hengamede!
 
Gözü dönmüş kafirler peşlerinde...
 
İki kişiler ve hiçbirşeyleri yok çölde!
 
O en umutsuz, en kötü, en herşeyin bitme noktasındaki demde..

Hadi gelin hatırlayalım, Süraka’ya diyor ki O Gül Efendim:
 
-Peşimizi bırak ve kafirlere bizi gördüğünü söyleme!
 
Süraka da: "Karşılığı ne olacak peki?" diyor..
 
Çünkü devesinin ayakları bir kaç kez kuma batmış ve anlamıştır karşısındaki 2 kişinin 3. lerinin Allah olduğunu..
 
-Kisra'nın bilezikleri diyor Resul..
 
Hem de o halde! Böyle büyük bir müjde!..
 
Kavminden kaçan iki garip adam!
 
Bu demektir ki İran fethedilecek ve Kralı'nın bilezikleri dahi alınacak..
 
O zaman  İran eşsiz, üstün bir medeniyet, üstelik Arapları da hor gören, geniş bir imparatorluk. .Böyle düşünmeyi bırakın,  bu denilenin hayali dahi imkansız..
 
Ama hemen inanır Süraka, hiç tereddüt etmez ve denileni yapar.
 
Ve..
 
Yıllar sonra ta Hz. Ömer zamanında İran fethedilir ve hem Kisra'nın tüm hazineleri hem de İran toprakları müslümanların eline geçer!
 
Hz. Ömer, Kisra'nın hazine sandığını açar ve bilezikleri çıkarır gözleri yaşlı, dilinde "Sadaqte Ya resulullah!" seslenir:
 
-Süraka'yı bulun bana, nerde Süraka?!
 
Getirirler Süraka'yı, beli bükülmüş, yaşlı, saçı sakalı ağarmış bir ihtiyar..
 
Hz. Ömer takar koluna bilezikleri. .
 
Ömer ağlar, Süraka ağlar, tüm sahabe gözyaşlarında..
 
Misli görülmemiş ve asla görülmeyecek bir sahne..
 
Sadaqte ya Resulullah!
Sadaqte ya Resulullah!

Doğru söyledin ey Allah’ın Resulü!

Dün hocamız derste anlatınca bunu tüylerimiz diken diken oldu, gözlerimiz doldu, o ânı yeniden yaşadık ve  bizler de Sadaqte ya Resulullah! dedik..
 
Evet biliyorduk olayı, ama yeniden duyduk, yeniden şevklendik, yeniden tazelendi umutlarımız geleceğe dair..
 
Umarım sizlerin de umutları tazelenir, her an azık olur yüreklerinize
 
"Her dem yeniden doğarız, canlar ölesi değil"
 
Muhabbetle efendim
 
 
 
 
 
                                                                                                    Ayşe Reşad


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !