Öksüz bir şehre gurbet kalma zamanı

 

 

  Önümde uzayıp giden yol da bir birinin benzeri adımlar, çaresizlikle dolu kalbim birer adım uzaklıklarla yokluğa ilerliyor. Yitirilmiş umutlar, sevdalar, yaşananlar, geride kalanlar yok olmuşluğun çaresizliğini yaşıyor. Her adımda bir adım daha yaklaşıyorum, her adımda bir adım daha büyüyorum, yaşlanıyorum. Hâlbuki daha demincek umut doluydum, daha az önce uyandım ve mutluydum. Sevdama kavuşmama kaç adım kalmıştı ki. Ne çabuk geçti zaman, ne çabuk yitirdim. Şimdi tutunacak bir dalım bile yok. Yolumu aydınlatan ışığım varım yoğum yok. Bu acıya nasıl dayanır yürek.  

Yaşananların bir açıklaması olmalı, bir bilen olmalı sebebini, biri bilmeli, diyerek harcayacak vaktimin olmadığının farkındayım. Yere daha sağlam basmalı şimdi, daha bir tutunmalı ömre. İliklere işleyen acıya inat daha bir gülmeli. Hiç atmadığın kahkahaları atmalısın. Geri dönüş yok gittiğin yolda. Yalan oldu sevdan, en genç günlerinde yaşandı bitti. Bir uçurtmanın kuyruğunda asılı idi. Özgürlüğü senin ellerinde, sevmek vazgeçmektir de gerçeğinin ışığın da salıverdin işte, kapılıverdin sen de o sele. Vardı yok oldu, yok kaldı ellerinde. Güneşe yükseldi sevdan, uçtu uçsuz bucaksız.
 

Dedim ya, daha bir tutunmalı yaşama, arkana bakmamalı, bakıp da geri dönme korkusunu hissetmelisin içinde. Her anın o korku ile geçmeli. Döndüğünde uçurtmanın ipinin bir çalıya takılmış olduğunu görme ihtimalindeki gerçeğin hayata geçmesinin ne kadar küçük olduğunun farkında lığın kadar farkında olmalısın rüzgârın. Sürüklenen uçurtmanın an gelip önüne çıkmayacağı ne malum. Hayatı akışına bırakmalısın. Umutla atmalısın adımlarını, daha bir sert olmalı, ses gelmeli topraktan. Seni ve onu bağrından çıkaran toprağa hınç ile basmalısın, daha gidecek yolum var demelisin, alacak nefesim var daha. Daha çok gece kanayacağım sana, çok gün yaşayacağım üzerinde, çok uykulardan uyanacağım daha, çok düşlere dalacağım sana yansıyan güneşin ışığında, çok ağlayacağım, çok güleceğim üzerinde. Daha yaşayacaklarım bitmedi dercesine basmalısın toprağa. Haykırmalısın olağanca çığlığınla, bağrına basacağın güne daha çok var, alamayacaksın beni, alamayacaksın.
 

Öte yanda sefan da hoş cefanda güzelliğini yaşayacaksın. İki gerçeğin farkın da olacaksın; aşkın iki gerçeğinin. İçinde sakladığı acıyı ve güzeli bileceksin. Taşımaktan yüksünmeyeceksin o iki gerçeği. Gerçek olan aşk ise sefan da hoş cefanda diyip sıvayacaksın kolları yaşama. Güneşin doğuşundaki, dünyanın dönüşündeki, dalın filizlenişindeki, yağmurun yağışındaki anlam aşk ise ben de varım diyeceksin. Ben de varım o döngüde.
 
 

                                                                                                                                       HAYRULLAH KOCASAKAL

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !