21/9/2009 - ölümün düğün sesi...
Sahi kaç mevsim açmıştı ki güllerimiz? Süratsiz bir hıza binmiş gibi zaman. Çarkı dönmeyen saatler gibi nutkum. Tutuk ve ansız… Neresinde saklısın hayatın? Göğsün üstünde taşınan yarin fotoğrafı gibi kalp atışlarımı mı dinlemektesin ölüm? Sevgilinin oyaladığı mendil gibi süslü müsün? Hazır mısın terlerimi silmeye ecel? Donuk bakışlarda saklıdır değil mi acı, sözcükler terk etse de kendini anlatır değil mi hüzün? Sıcak bir yuvaya girmek isterken yüzünü cama çarpan serçe gibidir bazen hayaller. Korktuğumuz hayaletler kimsesiz… Hayat; Doğum, düğün ve ölüm; Umut, mutluluk ve hüzün. Dünyaya tek yürek gelmektir doğuş, Yüreğine denk bir yürek bulmak düğün, Tekrar yalnızlığına geri döner ölün. Nasıl ki, doğarken bizi sevenlerin yüreğine doğduk. Kendi yalnızlığımıza göç ederken de sevgileri toplayıp gidelim. Dua edelim ölümümüzü düğüne çevirsin bizi bizden daha iyi tanıyan Rabbimiz!
|